1. Dinliyormuş gibi yapmak yerine dikkatle dinleyin

Dikkatle dinleyen bir ebeveyne sorunlarınızı anlatmak daha kolaydır. Genellikle bir çocuğun tek isteği sempatik bir sessizliktir.

   2. Sorular sormak ve nasihat etmek yerine anladığınızı belli etmek için "Yaaa", "Hmmm", "Anlıyorum", "Evet" gibi sözcükler kullanın.

Bu gibi sözcükler sevgiyle birleştirildiğinde çocuğa kendi duygularını ve düşüncelerini inceleme ve büyük olasılıkla kendi çözümünü bulma şansı verir. Bir çocuk için sorgulanır, suçlanır ya da nasihat edilirken yapıcı ya da açık bir şekilde düşünmek hemen hemen olanaksızdır.

   3. Duyguları inkar etmek yerine duygularını tanımlayın

Çocuğumuza kötü duygularını unutmasını söylediğimizde-ne kadar yumuşak söylersek söyleyelim- onu daha da fazla üzeriz. Ebeveynler genellikle çocuğunun kızgın veya üzgün olduğunu konuşmaktan çekinir çünkü duyguları tanımlarlarsa durumu daha da fazla kötüleştirmekten korkarlar. Oysa doğru olan tam tersidir. Bir çocuğun yaşadığı duyguların tanımlandığını işitmesi onu çok rahatlatır çünkü böylece karşısındakinin duygularını anladığından emin olur.

   4. Açıklama yapmak yerine dileklerini hayali bir şekilde ona sunun

Çocuklar elde edemeyecekleri birşey istediklerinde yetişkinler genellikle bunun nedenini mantıklı bir şekilde açıklamaya çalışırlar. Oysa açıklamaya ne kadar çalışırsak onların kabul etmesi de o kadar zorlaşır. Bazen birşeyi ne kadar istediğimizi karşımızdakinin biliyor olması gerçekleri daha kolay kabullenmemize neden olur.

Sözlerden daha önemlisi takındığınız tavırdır. Söylediklerimiz ancak onu gerçekten anladığımız zaman çocuğumuza hitap edecektir. Çocukların sorunlarını çabucak çözebilmek için önerilerde bulunmak çok çekicidir. Herşeyi anında "iyi kılmanın" büyüsüne sakın kapılmayın. Öneride bulunmak yerine çocuğunuzun duygularını kabullenmeye ve yansıtmaya devam edin.
Aşağıdaki 2 örnek size yol gösterici olacaktır:

Çocuklara Duyguları ile Başa Çıkabilmeleri için Nasıl Yardım Edebiliriz?

Çocuklar da herkes gibi karşılarındaki kişi kendilerini dinler ve anlayış gösterirse kendi kendilerine yardımcı olabilirler. Ama anlayışla konuşma dili insanlarda doğal bir yetenek olarak mevcut değildir. Bu dil anadilimizin bir parçası değildir. Çoğumuz duygularımızı reddederek büyümüşüzdür. Anlayışlılığın bu yeni dilini öğrenmek ve akıcılık kazanmak için en baştan başlamak ve alıştırma yapmak gereklidir.

Çocuklarınıza yardımcı olabilmeniz için birkaç öneri:

   1. Dikkatle dinleyin
   2. Anladığınızı belli etmek için "Yaaa.."  "Hmmm", "Anlıyorum" ve "Evet" gibi sözcükler kullanın.
   3. Duygularını tanımlayın
   4. Dileklerini hayali bir şekilde ona sunun
Aileler için
Çocuk oyun ve oyuncak

       Hemen hepimizin hiç unutamadığı bir ya da daha fazla oyuncağı olmuştur hayatında. Sakladınız mı o oyuncağı ? Arada sırada çıkarıp bir baktığınız olur mu ?
Çocukluktan yetişkinliğe miras kalabilen oyun yeteneği, o erişkinin hayata bakış açısına bağlı bir şeydir, olgun bir şakacılık ruhu ki bunu çok az kişi gerçekleştirebilir diyor Psikiyatris Lenore Terr- Oyun yetişkinler için neden ihtiyaçtır- adlı kitabında. Bu sayımızda konumuz  çocuk, oyun ve oyuncak...
       

Oyuncak Seçerken Nelere Dikkat Edelim ?

    * Çocuğunuzun gerçekten o oyuncağa ihtiyacı olup olmadığını düşünün. Kendiniz çok sevdiğiniz için alıyor olabilirsiniz
    * Şayet yeni oyuncakla ilgilenmiyorsa ısrarcı ve zorlayıcı olmayın. Bir süre sonra vermek üzere saklayın.
    * Çocuğunuzu aynı anda bir sürü oyuncakla boğmayın. Değer bilemeyeceği gibi, çabuk sıkılabilen bir çocuk olabilir.
    * Doğal malzemelerden yapılmış oyuncakları tercih edin...
Hangi Yaşa Ne Tür Oyuncak ?

    * 0-12 ay: ses çıkaran oyuncaklar, sıkılabilen oyuncaklar, müzik kutuları, banyo oyuncakları, top, diş kaşıma oyuncakları, küpler, iç içe geçen kaplar
    * 13-24 ay: ev eşyaları (tahta kaşıklar, plastik tabaklar vb.), kum havuzu, bebekler , ses çıkaran müzikli oyuncaklar, itmeli çekmeli oyuncaklar, boş mukavva kutular, kalın kapaklı ve suya dayanıklı resimli masal kitapları, bez oyuncaklar...
  

Örnek 1 (Doğru Tavır)

Çocuk- Kaplumbağam ölmüş. Sabah birşeyi yoktu.
Baba- Hay Allah, ne büyük bir şok
Çocuk- O benim arkadaşımdı
Baba- İnsanın arkadaşını kaybetmesi çok üzücüdür
Çocuk- Ona bir sürü şey öğretmiştim
Baba- Birlikte ne çok eğleniyordunuz. O kaplumbağayı çok seviyordun.
Çocuk- Onu her gün besliyordum
Örnek 2- (Doğru Tavır)

Çocuk- Mısır gevreği istiyorum
Anne- Keşke evde olsaydı
Çocuk- İstiyorum ama
Anne- Ne kadar istediğini görüyorum. Keşke şimdi sana kocaman bir kutu yaratacak sihirli güçlerim olsaydı.
Çocuk- Keşke olsaydı. Şey, belki de başka birşey yiyebilirim
Anne- Yaaa?
Örnek 1 (Yanlış Tavır)

Çocuk- Kaplumbağam ölmüş. Sabah birşeyi yoktu.
Baba- Üzülme hayatım. Ağlama lütfen, sadece bir kaplumbağa
Çocuk- Ühüüüü
Baba- Aaaa yeter artık ama. Bir tane daha alırız.
Ne olmuş canım? Saçmalama ama.
Çocuk- Başka kaplumbağa istemiyorum
Örnek 2- (Yanlış Tavır)

Çocuk- Mısır gevreği istiyorum.
Anne- Evde hiç kalmamış hayatım
Çocuk- Ama istiyorum istiyorum
Anne- Sana evde olmadığını söyledim.
Onun yerine başka şeyler var.
Çocuk- HAYIR
Anne- Bebekler gibi davranıyorsun

Dün Yedim Bugün Yemesem Olmaz Mi ?

       14 Mart tarihinde ailelerimizle Masaldenizi Anaokulu'nda bir seminer daha gerçekleştirdik. Hava muhalefeti yüzünden katılamayanlar için seminerin özeti olabilecek ana noktaları aşağıda belirtmek istedik:

"        Yemek içmekle ilgili olarak dengeli beslenme kadar iyi geliştirilmiş beslenme alışkanlığı da önemli
"        Çocuklar ne kadar çok değişik yiyecekle, ne kadar erken tanışırsa ilerde onlara alışması o kadar kolay olur. Şu anda yemese bile sofrada görmeli, sizlerin yediğinizi bilmeli....
Devamı
Devamı
Devamı
Devamı
2010 © www.masaldenizianaokulu.net